logo

‘YEMEN TÜRKÜDE
SAKLI OLAN
EFSANE’ YOLCULUĞU

Kaydır

‘YEMEN TÜRKÜDE SAKLI OLAN EFSANE’ YOLCULUĞU

Artık Youtube’dan ücretsiz erişebileceğiniz belgeselimizin 4. Yılına ulaştık.  ‘Yemen Türküde Saklı Olan Efsane’ belgeselinin yolculuğu ile ilgili detaylara yönetmenimiz Ünal Üstündağ’dan gelen mektup da ulaşabilirsiniz!

“Sevgili Uluç Yemen Aslan bu proje ile kapımı çaldığında iki büyük belgeselden yeni çıkmış yorgun bir zihin ve bedenle, kısmen isteksiz yaklaştığımı itiraf etmeliyim. İlerleyen süreçte, karşımıza engeller çıktıkça daha da heveslenip projeyi yazma ve yönetme hırsım daha da arttı. Çünkü bu proje yapılmalıydı. Neden mi?

Osmanlı Devletini uzun asırlar boyu meşgul etmiş büyük bir meseleydi Yemen. Hem kültürel hem de siyasi bağlar gereği problemli birçok döneme şahit olmuş bu topraklarda, Osmanlı senelerce huzur ve barış bayrağı dalgalandırmıştı. Himaye edilen bu topraklarda sömürgeci olmamış, Dean Antlaşması ile bölgenin terk edilme süreci başladığında bile okullar, hastaneler, demir yolları inşaatı ile uğraşmıştı. Düşünün ki bir devlet son yıllarını yaşarken bile bu bölgeyi asla terk etmeyi düşünmemişti. O halde nedeni araştırılmalıydı.

Peki ne biliyorduk? Aslına bakarsanız bir şey bilmiyorduk. İnsanımız bir şey bilmiyordu. Balkan Savaşları gibi, Sarıkamış gibi akıllardan hızla silinen unutulmak istenen bir hezimet olarak tarihe geçmişti Yemen. Unutulmalıydı, acı silinmeliydi hafızalardan… Ama unutulmamıştı. Elimizde ne vardı? Birkaç türkü… Hepsi zorlu bir cepheyi anlatıyordu. Giden ve dönmeyenleri, adeta bir sürgünü… Peki izi sürülmüş müydü gidenlerin? Maalesef onda da kayda değer yol alınamamıştı.

O halde bu önemli bir görevdi. Yapılmalıydı ve özünde “Huş mu Muş mu” Tartışmalarından öte gidemediğimiz Yemen’e gidip dönemeyenlerin izi sürülmeliydi.

Yola çıktığımızda elimizde bir bütçe analizi, yol haritası, ve çekirdek bir kadromuz vardı. Maddi desteğimiz ve sponsorumuz yoktu. Kültür Bakanlığımızın küçük katkısı ilk startı vermemizi sağlayan tetikleyici güç oldu. Peki ya sonra? Sonrası ekonomik beklentisi olmayan bir avuç insanın olağan üstü çabası.

Yola çıkarken elle tutulur bir türkü ve birkaç nitelikli ama son derece sınırlı sayıda kitap vardı elimizde… Türkü bu efsaneyi günümüze taşıyan yegane unsurdu. “Giden gelmiyor acep nedendir?” dedik ve İTÜ’den Prof. Dr. Songül Karahasanoğlu’nun kapısını çaldık. Songül hoca bizden desteğini esirgemedi. Muş’a da gittik. Ama asıl gitmemiz gereken yer elbette Yemen’di. Ama henüz yeni bir darbe atlatmış Yemen’de sivil vatandaşlar bile sokağa çıkamazken gitmemiz imkansızdı.  O zaman Yemen’i ayağımıza getirdik. Bu noktada, o dönemde Yemen Büyükelçimiz olan Fazlı Çorman, röportaj talebimizi kırmadı. Diğer yandan Yemenli Türk kökenli ailelerle temas kurduk. Burada bulunanlarla görüştük. Birde siyasi ve kültürel süreçleri takip için Yemen konusunda deneyimli Doç. Dr. Cengiz Çakaloğlu ile Dr. Yahya Yeşilyurt’a uzattık mikrofonumuzu. Araştırmamız bizi Prof. Dr. Mim Kemal Öke’ye götürdü.

Tüm süreç yönetimi boyunca Osmanlı arşivleri ve diğer arşivlerdeki yaklaşık iki bin belgeyi analiz etmemizi sağlayan araştırmacı Öğretim Görevlisi arkadaşlarımız Zafer Çınar ve Halil İbrahim Erol’un emekleri ve yaptığım uzun okumalar sonunda ortaya çıkan metin Prof. Dr. Ufuk Gülsoy’un da yönlendirmesiyle son halini aldığında, elimizde bir tek canlandırmalar ve arşiv meselesi kalmıştı.

Bir yandan kurguyu yetiştirmeye çalışıyor diğer yandan hala canlandırmalar için sponsor arıyorduk. Elimizde iyi bir iş vardı ve sonuca erdirmek zorundaydık. Her şeye rağmen, sevgili Uluç Yemen Aslan’ın bu konuda çabaları ve inancı asla dinmedi . Sanırım projenin “Tamam pes edelim” noktasında onun inancı hepimizi körükledi. Maalesef canlandırma unsurları çekmek için sponsor bulamadık.

Elimizdeki sınırlı rakamın bitmiş olmasına rağmen, projeyi kurumlardan edindiğimiz arşivlerle tamamladık ve bitirdik. Grafik ve kurguda, çekimlerde Harutyun Arto Davulciyan ve ekibiyle yol aldık. Sınırsız ve yorucu taleplerimi karşıladıkları için bir kere daha teşekkür ederim.

Elimizdeki iş nihayete erdiğinde, Serhat Karan’ın harika müzikleriyle ve bizi kırmayan Mazlum Kiper’in eşsiz sesiyle birleşti ve çorbamız harika bir ana yemeğe dönüştü. Birkaç ay sonra kendimi TRT Belgesel Ödülleri sahnesinde En İyi Ulusal Belgesel Ödülü’nü kaldırırken bulduğumda, kafamın içinden tek bir şey geçiyordu; “Yemen’in anlatılmamış hikayesini anlattık ve bu topraklar uğruna gidip dönememiş, toprağa düşmüş, denizlere, kuyulara atılmış, açlık, hastalık görmüş tüm yiğitlerimiz ve onları yaşlı gözlerle senelerce beklemiş insanımızın öyküsünü anlattık. Ruhları huzur bulsun.”

Elbette çok daha iyi teknik şartlar ve canlandırmalarla kusursuz bir işe imza atabilirdik. Elbette çok daha fazla bölgede çok daha fazla insanla görüşebilirdik. Ama imkânlarımız sınırlıydı ve biz en iyisi için uğraştık.

Zaman zaman yıldıran iyimser bakışına rağmen Uluç Yemen Aslan’a inancı, tüm ekip arkadaşlarımın zorlu sürece rağmen özverisi ile zoru başardık.

Emeği geçen herkese, teşekkür eder saygılar sunarım…”

 

Ünal ÜSTÜNDAĞ

 

TRT 8. Belgesel Ödüllerinde Profesyonel/Ulusal Kategoride Birinci olan belgeselimiz ödül gecesini aşağıdan izleyebilirsiniz.

  • Etiketler: , , , , ,


  • 04/12/20 5:08 PM